Bilim adamlarından devrim gibi buluş!

Yapay zeka insan zekasını yenebilir mi? Bu sorunun cevabı kesin olarak verilmese de, insan zekasına meydan okuyan İsveç’ten ciddi bir rakip gelmekte…

Zor bir adresin bulunmasından hastaların şekerinin ölçülmesine, seyircilerin bir filmde verdikleri tepkinin değerlendirilmesinden hapishanelerde tehlikeli durumlarda alarm verilmesine kadar birçok farklı alanda insanların işini kolaylaştıracak bilgisayar üreten bilim adamları bu seferde insandan daha zeki bir bilgisayar programı geliştirdi.

ATİLA ALTUNTAŞ/STOCKHOLM

İsveç’in Göteborg üniversitesi bilim teorisi bölümü araştırmacıları tarafından geliştirilen bilgisayar programı, 150 IQ yapay zekâyla insanlığa hizmet etmeye çalışacak.

"İnsanlık için büyük bir devrim" diyerek buluşun önemine değinen bilim adamı Claes Strannegård, geliştirdikleri programın psikolojik bakış açısıyla insanların gördüğü desenleri, desenlerin algoritmalarından faydalanarak görebildiğini söyledi.

Programın, insanların analiz yaparak karar alma sürecini hızlandıracağını belirten Strannegård, programın ayrıca elektronik ortamda müzik bestelemesinde yardımcı olarak sanatsal çalışmalara büyük destek olacağını da kaydetti.

Karmaşık soruları farklı bir yöntemle çözen akıllı program sonuca ulaşmak için desenlerin psikolojik bir modelini oluşturuyor ve mantık yürütüyor. Bu sayede görsel şekilli sorularda bazen yanılsa da, matematiksel sorularda dâhice cevaplar verebiliyor. 

Galaxy Nexus tablet Nisan’da geliyor

Google’ın uzun süreden beklenen Android işletim sistemine sahip tablet bilgisayarı Nexus, Nisan ayında teknoloji dünyasına tanıtılacak.

18 santim genişiliğindeki tablet bilgisayarların lideri olan Amazon Kindle Fire’ın özelliklerini benimseyen Nexus, Fire ile aynı fiyattan, 200 dolara satılacak.

1280×800 çözünürlüğe sahip olacak Nexus, Android 4.0 (Dondurmalı Sandviç) işletim sistemi kullanacak. Ekran çözünürlüğü 1024×600 olan Fire ise Android 2.3 (Gingerbread) işletim sistemiyle çalışıyor.

Nexus, şu ana kadar beliren özellikleriyle Fire’dan üstün. Ancak Amazon’un, tablet bilgisayar piyasasının ikinci sırasındaki Fire’ın yeni modelini birkaç ay içinde tanıtması bekleniyor.

Fire’ın bir diğer rakibi Barnes&Nobles’ın ürettiği Nook Tablet. Google’dan daha hızlı harekete geçen Barnes&Noble, yeni modelini bu hafta piyasaya tanıttığı Nook Tablet’in fiyatını 200 dolara indirdi.

Analistler ise donanım dünyasında Google’ın çok daha avantajlı olacağını düşünüyor. Android kullanan akıllı telefon ve tablet bilgisayarlar üzerinden uygulamalarını giderek yayan Google, Motorola’yı satın alarak donanım dünyasında da önemli bir oyuncu haline geldi.

İNTERNET YALNIZLAŞTIRIYOR!

CİSED GENEL BAŞKANI DR. CEM KEÇE: “SANAL İLETİŞİMİ YÜZ YÜZE İLETİŞİME TERCİH ETMEYİN”

çağımızın yeni bir hastalığını, ‘Sanal Yalnızlığı’ mı yarattı? Terapistler, bu soruya cevap olarak toplumu uyarıyor: “Sanal iletişimi asla yüz yüze iletişime tercih etmeyin. Yoksa sosyal hayattan kopabilirsiniz!

İnsanoğlunun teknoloji merakı, araştırma, keşfetme, bulma ve yenileme dürtüleri sonucunda iletişim son derece kolaylaştı ve dünya git gide “büyük bir köy” haline geldi.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Genel Başkanı (CİSED) Dr. Cem Keçe’ye göre gelişen iletişim çağının bir bedeli olacaktı ve oldu da:  İnsanoğlu büyük bir teknolojik yalnızlığa sürüklendi.

“YALNIZLIK UYGARLIĞI KURULUYOR!”

İnsan davranışları ve internet alışkanlığı arasında giderek güçlenen bağı ele alan Dr. Keçe’nin tespitleri oldukça ilginç. Saatlerce bilgisayar ekranına kilitlenmenin birçok anlamı olduğuna dikkat çeken Dr. Keçe, kontrolsüzce gerçek yaşama tercih edilen internetin kişinin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği görüşündeDr. Keçe’ye göre yalnızlık sanal aleme ilgiyi arttırırken, sanal alem de tamamen çevresinden kendisini soyutlamış, çevreye ve toplumsal değerlere kayıtsız yalnız bir insan kitlesinin oluşmasına zemin hazırlıyor. İnsanlığın bu yeni oluşumu için “yalnızlık uygarlığı” gibi ilginç bir benzetme yapan Dr. Keçe, sanal ortamda daha çok vakit geçirme sonucu kişilerin gerçek dünyadan koptuğunu, adeta kendilerine ait yeni bir uygarlık meydana getirdiklerine dikkat çekti.

Dr. Keçe, ‘Yalnızlık Uygarlığı’ tespitini şu sözlerle açıkladı:

“SUNİ ÇEVRİM İÇİ HAYATI”

“Bu uygarlıkta “internetsiz yaşayamam” diyenler, ailelerine, eşlerine, çocuklarına ve arkadaşlarına ayırdığından fazla zamanı internet başında harcamakta, çevrelerini ihmal etmektedirler. Dahası, insanlar sanal alemde duygusal paylaşımlara girmekte, duygusal sanal birliktelikler kurmakta, suni çevrim içi ilişkilere yönelmekte ve bu sunilik, beraberinde bireyleri daha çok yalnızlığa itmektedir. Hatta sanal alem, birbirlerini önceden tanıyan bireyler arasında yeni sınırlar oluşturarak kişiyi teknolojik yalnızlığa itmektedir. Yani ‘yumurta-tavuk hikayesi’nde olduğu gibi bir kısır döngü söz konusudur. Yalnızlık mı sanal alemden doğar yoksa sanal alem mi yalnızlıktan beslenir? İşte bu sorunun üzerinde daha çok durmamız gerekiyor. İnternette çok fazla zaman geçirilmesi, insanları yalnızlığa sürükleyebilir. Onları ait oldukları sosyal çevreden kopartabilir, akrabalık ve arkadaşlık ilişkilerini zayıflatabilir. Yalnız bireyler, aidiyet duygusunu tatmak, arkadaşlıklar kurmak ve sosyal hayatlarını geliştirmek, aktif olabilmek için bazı çevrimiçi sosyal aktivite gruplarına katılırlar.”

Peki internet, neden bu kadar vazgeçilmez? İşte Dr. Keçe’nin bu soruya cevabı:

“KONTROL GÜDÜSÜNÜ TATMİN EDİYOR”

“Gerçek yaşamda kendini ifade edemeyen bireyler sanal alemde daha rahat hareket edebilirler. İnsanların en önemli ihtiyaçlarından biri kontroldür. Sanal alem insana bu kontrol duygusunu vererek, kendisini güvende hissetmesini sağlar. Çünkü sanal alemde fiziksel varlığın olmaması, kişilerin internette gizlice dolaşabilmeleri, kullanıcılara, iletişim kuracakları kişi ya da kişileri seçme olanağı vermesi ve seçtikleri kişilere gönderecekleri mesajı hazırlama, zamanını belirleme gücünü sağlayarak sosyal etkileşimi kontrol edebilme imkânı sağlar.”

YA CİNSELLİK?

“Erkeklerde performans zorlanması, kadınlarda beğenilme ve terk edilmeme zorlanması cinsellikte önemli bir yer tutar. Bu yüzden insanlar görünmedikleri bir dünyada kendilerini cinsel olarak daha rahat ifade edebilirler. Bu rahatlık yüz yüze paylaşılması zor konularında konuşulmasına olanak sağlar. Bu açıdan bakıldığında Twitter ve Facebook gibi sosyal paylaşım ağlarında cinsellikle ilgili paylaşımlar, iç dünyanın bir yansıması olarak kabul edilebilir.”

Önü alınamayacak gibi görünen internet kullanımını bağımlılığa çevirmemenin yolu nedir? Dr. Keçe’ye göre önemli olan sanal iletişimi, yüz yüze iletişime tercih etmemek.

“YÜZ YÜZE İLİŞKİDEN VAZGEÇMEYİN”

“İnternet üzerinden sosyalleşme süreci tam gaz devam ediyor. Facebook’tan arkadaşlarının fotoğrafına yorum yazan, birbirlerini dürten, şarkılar paylaşıp, yorumlar yazan, hayatın gerçeklerini yadsıyarak sanal ortamda kendine bir rahatlama alanı yaratan veya Twitter’dan her yaptığını ilan eden ve takipçi sayısını arttırmak için polemikler yaratan insanların sayısı hızla artıyor. Çünkü sosyal bir varlık olan insanın kendini güvende hissetmek için ulaşılabilir olmaya ve ihtiyaç duyduğu durumlarda ulaşabilme gereksinimi vardır. Ancak insan doğası gereği dokunmak, sarılmak, görmek, kokusunu almak, sesini duymak ister. Bu nedenle Facebook’tan sanal fotoğraf paylaşımları ve Twitter’dan duygu alışverişleri yüz yüze temasların yerini alamaz. Önemli olan sanal iletişimi yüz yüze iletişime tercih etmemektir. Yüz yüze iletişim gerçekleşene kadar mecburiyetten ve ihtiyaçtan sanal iletişime devam edilebilir.”

Facebook’taki ‘sahte’ hayatlar, bunalıma sürüklüyor

İsveç’te yapılan bir araştırma, facebook kullanıcılarının dörtte birinin, başkalarının paylaştığı mutlu resimlere bakarak bunalıma girdiğini ortaya koydu.

Göteborg Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden bir grubun bin kişi üzerinde yaptığı ankete göre, başkalarının hayatlarını facebook üzerinden takip eden internet kullanıcıları, bunları kendi hayatlarıyla kıyasladıktan sonra bunalıma giriyor.

Araştırmayı yapan gruptan Leif Dent, bu durumu sahte bir hayata benzeterek, "Facebook'ta insanlar, hayatlarının en güzel anlarını ve en güzel resimlerini paylaşır. Bu paylaşımlar diğer insanların yanılmasına sebep olur. Çünkü paylaşımı yapan insanın gerçek hayatını veya mutsuz anları facebook'ta göremezsin. Başkalarının sanal hayatını kıskanmak, sosyal paylaşım siteleriyle beraber insanları etkileyen problemler arasına girdi." ifadelerini kullandı.

İsveç nüfusunun yaklaşık yarısının facebook hesabı bulunduğunu yazan Dagens Nyheter gazetesinin haberine göre, söz konusu araştırma ayrıca, kadınların erkeklere oranla facebook'a çok dah fazla bağımlı hale geldiğini gösteriyor.  

ASELSAN MÜHENDİSİNİN ŞOK FOTOĞRAFI

ASELSAN mühendisi Başbilen’in şüpheli ölümüne ilişkin olay yeri fotoğrafları ortaya çıktı. Fotoğraflarda olayın intihar değil cinayet olduğu iddialarını güçlendiren çok sayıda işaret bulundu.

ASELSAN’da görevli üç mühendisin beş ay içinde art arda intihar etmesinin arkasındaki ‘sır’ perdesi aralanamıyor. Şüpheli ölümüyle ilgili soruşturma süren ASELSAN mühendisi Hüseyin Başbilen’in ölümünü aydınlatacak olay yeri fotoğraflarında çarpıcı ayrıntılar ortaya çıktı.

İlk kez ortaya çıkan fotoğraflarda Başbilen’in başka biri tarafından zorla öldürüldüğü izlenimi veriyor. Başbilen’in aracında duruş şekli de bu nasıl intihar sorusunu gündeme getirirken olay yeri tespit raporunda neden bu ayrıntılara yer verilmediği Başbilen’in kuşkulu ölümünde şüpheleri daha da artırdı.

Boğazını kesti, etrafa kan sıçramadı

ASELSAN mühendisi Başbilen’in ölümünü aydınlatacak olay yeri fotoğraflarında ilginç ayrıntılar ortaya çıktı. Olay yeri tespit raporuna göre, boğazı ve bileği kesilerek hayatını kaybeden Başbilen’nin kanının aracın sağ ön konsolunun altına doğru 90 derecelik açıyla aktığı öğrenildi. Başbilen’e ait kan damlalarına aracın tavan, koltuk ve kapı yanlarında rastlanmazken, ‘boğazını keserek intihar eden bir kişiden çıkan kan damlaları nasıl olurda hiçbir tavan ve yan cisimlere sıçramaz?’ sorusunu akıllara getirdi. Bu da Başbilen’in boğazının aracın ön tarafına ikinci bir kişi tarafından tutularak kesildiği savını güçlendirdi.

Çantanın üstünde kan izi yok

Başbilen’e ait olay yeri fotoğraflarındaki Başbilen’in cesedinin duruş pozisyonu da olay yeri tespit raporunu doğrularken akıllara durgunluk veren bir başka ayrıntı da Başbilen’e ait çantayla ilgili oldu. Başbilen’in cesediyle birlikte sağ ön konsolun altında bulunan çantanın yukarıda kalan ön yüzünde kan izine rastlanmazken çantanın sadece alt yüzeyinde kan lekesi olduğu tespit edildi. Bu ayrıntı çantanın ikinci bir kişi tarafından Başbilen’in ölümü sonrasında cesedinin yanına konulduğu, akan kanın da sonrasında çantanın sadece alt yüzeyini lekelediği iddiasını güçlendirdi. Ayrıca çantada olduğu iddia edilen flash bellek daha sonra Jandarma tarafından kaybedilmişti.

120309-111229-432681-cb.jpg

Kafası koltuğun altına nasıl gitti?

Olay yeri fotoğraflarında Hüseyin Başbilen’in kafasının yan koltuğun altına doğru sokulmuş olması dikkat çekti. Aracın şoför mahallinde oturan Başbilen’in kapıları açmak için neden şoför mahalli yerine aracın sağ tarafındaki kapıyı açmak istediği sorusu gündeme getiriyor. Olay yeri raporlarında Başbilen’in şoför bölümünden sağ koltuğa geçmek istediği iddia edilmişti.

Pantolonuna çamur nasıl bulaştı?

Ankara’nın Kavaklı köyü Aydıncık Mahallesi Mezarlık Üstü mevkisinde tarla içinde, park halindeki otomobilinde, boynu ve sol bileği kesilmiş şekilde ölü olarak bulunan Başbilen’in olay yeri fotoğraflarında pantolonunun paça ve arka cep kısmında çamur lekeleri de dikkat çekiyor. Başbilen’in ardından 17 Ocak 2007’de Halim Ünal kafasına isabet eden tek kurşunla öldü. Dokuz gün sonra da Evrim Yançeken oturduğu binanın 6’ncı katından düşerek can verdi. ODTÜ mezunu üç genç mühendisin ölüm nedenleri kayıtlara intihar olarak geçti.

Boğazını kesen, bileğini bu kadar derinden nasıl keser?

Olay yerinde ASELSAN mühendisi Hüseyin Başbilen’in çekilen fotoğraflarındaki bir ilginç detay ise kesilen bileğinin bir hayli derinden bıçak darbesine maruz kalması oldu. İstanbul Adli Tıp Genel Kurulu üyelerinden Başbilen’in ölümüne ilişkin ‘intihar’ tespiti yapan 5 üye, ‘Başbilen önce boğazını sonra bileğini kesti’ demişti. Ancak ortaya çıkan fotoğraflar incelendiğinde “boğazını 20 cm kesen bir insan bu acıyla ne denli bileğine bu kadar fazla zarar verebilir?” sorusunu sormadan edemiyor.

Star 

Sıkı Durun Google Play Geliyor

Google, tüm çoklu ortam içeriğini tek bir çatı altında toplamaya karar verdi. Yeni isim Google Play…

GooglePlay'de satın alacağınız müzik, film, kitap ve uygulamalar, ister play.google.com'da hemen kullanılacak, isterseniz de bulut teknolojisiyle depolanacak. Böylece, Android ile çalışan akıllı telefonunuzda veya tablet bilgisayarınızda da aynı medyayı kullanabilirsiniz. 

GooglePlay'de indirdiğiniz tüm medya ve uygulamalar anında Android akıllı telefon veya tabletinde de kullanıma hazır olacak. Benzer şekilde, Android tabletinizde satın alacağınız bir film de aynı şekilde masa üstü bilgisayarda kullanılacak. 

Birkaç gün boyunca ekranlarında dört güncelleme uyarısı gören Android kullanıcıları bu güncellemelerle Android Market 'PlayStore ''a, Google Movies 'Play Movies 'e, Google Music 'PlayMusic'e, Bookstore da 'PlayBooks 'a dönüşecek. Eğer güncellemeleri kendiniz de yüklerseniz Google sizi güncelleme uyarılarıyla rahatsız etmez. 

KİMLER FAYDALANABİLİR 

Google Music'de yine 20 bin parçaya kadar müzik depolama imkanı sunulmaya devam ediyor. Sadece adının PlayMusic'e dönüşmesinde fark var. G.google.com'a parça yüklemeye devam edebileceksiniz. Bununla berber önceden satın aldığınız parçalar da kaybolmayacak. Play Movies, şu an için film yüklenmesine izin vermiyor. Ancak film kiralama hizmeti olarak kullanılıyor. 

Android kullanıcısı olmayan Google üyeleri de bu hizmetten yararlanabiliyor. Bulut teknolojisinden faydalanarak film kiralayabilecek, müzik satın alıp yükleyebilecek. Android kullanıcısı olmayanlar da bir bilgisayar üzerinde kitap satın alıp başka bir masaüstü bilgisayara aktarabilecek. 

GOOGLE + DEVREDE 

Kullanıcıların tüm verileri bulutta saklanacak. İnternete bağlı olmadan da medya içeriğine erişilebilecek. İnternet bağlantısı olmadan depolanacak veri ise kullanılan cihazın hafızasıyla sınırlı olacak. 

Google, GooglePlay ile sosyal medya ağı Google +'ın etkinliğini iyice artıracağını düşünüyor. Çünkü Google +'daki çevre gruplarıyla tek bir buton yardımıyla kullanıcıların indireceği tüm medya ve uygulamalar paylaşılabilecek.

Yerli otomobil için ilginç teklif!

Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer almayı hedefleyen Türkiye, yerli otomobil konusunda kararlı.

FIAT ve Renault, ortaklarıyla bizim markamızı da üretsin

Renault, FIAT ve TOFAŞ'ın yerli ortaklarına seslenen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün; "Ortaklarınıza, şimdiye kadar sizin markanızı ürettik. Şimdi gelin marka, tasarım bizim olsun, ortak olun. Yeni bir marka yapalım teklifinde bulunun." dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, açıklanacak yeni teşvik sisteminin otomotiv sektöründe, yeni otomobil yatırımları, markalaşma için önemli unsurları barındırdığı için yerli otomobil konusundaki atılımın daha güçlü bir şekilde yapılacağını söyledi. Ergün, Türkiye Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği'nin (TAYSAD) 34. Olağan Genel Kurulu'nda, otomotiv sektörünün, ana ve yan sanayi ayrımı yapmaksızın, Türkiye'nin lokomotif sektörlerinden biri olduğunu kaydetti.

Otomotiv konusu konuşulunca, artık en önemli gündem maddelerinden birisinin yerli otomobil üretimi olduğunu vurgulayan Ergün, yerli otomobille ilgili büyük bir toplumsal destek olduğunu, bunun ekonomik gereklilik olduğunu da herkesin konuştuğunu kaydetti. Bakan Ergün, Türkiye gibi bir ülkenin yerli bir otomobil markası oluşturmasının ekonomik olarak ne kadar gerekli olduğunun ortada olduğuna işaret ederek, şunları söyledi: "Dünyanın 10 büyük ekonomisi içerisine gireceğiz ama oraya girerken bizim kendi marka tasarım ve model otomobillerimiz olmadan mı gireceğiz? Böyle bir şey olmaz. 2023 Türkiye'si dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olacak Türkiye ise o zaman Türkiye'nin bazı sektörlerde kendi küresel markalarının da ortaya çıkması lazım. Otomotiv buna en yakın olduğumuz sektör. Türkiye'de üretim yapan markalar var. Bir kısmı kendileri yapıyorlar, bir kısmı ortak bir şekilde. Şimdi OYAK Renault'ya, TOFAŞ'a, Ford'a söyleyelim. Şimdiye kadar markalaşma yönünde attığımız adımları yarım bıraktık. Anadol'u, kuş serisini, Toros'u kemale erdirebilirdik. Markalaşma sürecinde bu işi devam ettirebilirdik. Olmadı. Bugün OYAK Renault, Fransız ortaklarına şunu söyleyebilmeli; 'Şimdiye kadar, Fransız markası olan bir aracı burada birlikte ürettik. Şimdiye kadar marka, teknoloji, tasarım sizindi. Şimdi gelin yeni bir şey yapalım. Marka, teknoloji, tasarım bizim olsun, siz de bize ortak olun. Yeni bir marka yapalım'. Bunu, çok cesur ve kararlı bir şekilde yapabilirsiniz. Yine Ford'a, FIAT'a aynı teklifi yapabilirsiniz."

Bakan Ergün, küresel markalar oluşturmadan, Türkiye'nin güçlü ekonomilerden biri olma şansının olmadığına değinerek, yeni teşvik sisteminin otomotiv sektöründe, yeni otomobil yatırımları, markalaşma için önemli bazı unsurları içinde barındırdığında, yerli otomobil konusundaki atılımın daha güçlü bir şekilde yapılacağını bildirdi. Ergün, süreç içerisinde otomobilin özel tüketim vasıtası olmaktan çıkacağını belirterek, "Günlük ihtiyaçlardan biri haline gelecektir. Bunun üzerindeki vergi yükleri de süreç içerisinde azalacak." dedi. Yerli marka ve araç konusunda çalışmaya hazır olduklarını söyleyen TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Celal Kaya ise "TOFAŞ'ın alt yapısı çok büyük, yakın zamanda kendilerinden açıklama bekliyoruz. Renault'tan da açıklama bekliyoruz." diye konuştu. Bu arada genel kurulda TAYSAD Yönetim Kurulu başkanlığına Mehmet Dudaroğlu seçildi.

 

2100 yılında nasıl bir dünya mı olacak

ABD’de en çok satanlar listesine giren kitaptaki değerlendirmeler ve analizler ağzınızı açıkta bırakacak..

Geleceğin Fiziği: 2100 Yılına kadar bilim insanoğlunun kaderini ve günlük yaşantımızı nasıl şekillendirecek

"Bugün 1 Ocak 2100, yeni yılın ilk günü varsayın. Sizi nazikçe uyandıran ses "Molly"den geliyor. Molly bir yazılım programı ve bütün gün sizinle birlikte olacak. Gözünüze kontakt lensinizi yerleştirmezseniz bu dünyada size yer yok, çünkü artık 2100'de yaşıyoruz…"

HT Cumartesi'den Alihan Mestci'nin haberine göre, New York Şehir Üniversitesi'nde ders veren ünlü fizik kuramcısıMichio Kaku, kendini bilimsel keşiflere adamış 300'den fazla bilimadamıyla yaptığı görüşmelerden faydalanarak yazdığı son kitabında bizi 2100'e götürüyor.

İnternet dünyanın 5. büyüğü oluyor

Boston Consulting Group (BCG) adlı strateji kuruluşunun yayınladığı rapora göre, 2010′daki 1,9 milyar internet kullanıcısının dört yıl sonraki rakamı müthiş boyutta.

ABD'de yapılan bir araştırmada, internetin ''bir ülke ekonomisi olarak varsayılması durumunda'', 2016 yılında ABD, Çin, Japonya ve Hindistan'ın arkasında Almanya'nın önünde dünyanın beşinci büyük ekonomisi olacağı belirlendi.

Boston Consulting Group (BCG) adlı strateji kuruluşunun araştırmasına ve bugün yayınladığı rapora göre, 2010'daki 1,9 milyar internet kullanıcısına karşılık dört yıl sonra dünyada 3 milyar kullanıcı olacak ve internet ekonomisi 2010'da G20 ülkelerindeki 2,3 trilyon dolarlık hacmine karşılık 2016'da 4,2 trilyon dolarlık bir ekonomik hacme yükselecek.

50 kadar ülkede 3 yıl süren araştırmanın raporunda, ''bu yüksek büyümenin taşınabilir cihazlardan internete erişim imkanının artması ve internetteki sosyal ağların gelişimine bağlı olduğu, dünyada özellikle kalkınmakta olan ülkelerde birçok tüketicinin doğrudan sosyal ağlara gittiği'' belirtildi.

G20 ülkeleri arasında İngiltere'nin internetin ülke ekonomisine katkısı açısından başta geldiği ve internetin bu ülkenin GSMH'sine katkısının 2016'da yüzde 12,4 olacağı belirtilen raporda, ikinci Güney Kore'nin GSMH'sine yüzde 8, 27 AB ülkesinin ortalamasına yüzde 5,7, ABD'ninkine yüzde 5,4, Kanada'ya yüzde 3,6 ve Fransa'ya yüzde 3,4 katkı yapacağı kaydedildi.

Kullanıcı sayısının patlama yaptığı Çin'de de internetin GSMH'ye katkısı yüzde 6,9 olacak.

BCG raporunda, internetin şirketler için büyük bir güç ve koz olduğunun da altını çizerek, ''Çin, Almanya, Türkiye, Fransa gibi birçok ülkede, tüketicilerle internet üzerinden aktif ilişkisi bulunan küçük ve orta ölçekli işletmeler, internette çok az veya hiç olmayan şirketlerden çok daha hızlı satışlarını arttırdıklarını görüyorlar ve bunların arasındaki fark 22 puana kadar çıkıyor'' ifadesini kullandı.

Raporu hazırlayanlardan Paul Zwillenberg, işletmeleri internette var olmaya teşvik ederek ülkelerin rekabet edebilme ve büyüme hedeflerini daha da büyütebileceklerine işaret etti.

Kanadalı BlackBerry evinde iPhone’a yenildi

Üretimi Kanadalı Research in Motion (RIM) tarafından Kitchener kentinde yapılan BlackBerry akıllı telefonları, kendi sınıfında birincilik tahtını iPhone’a kaptırdı.

Piyasa araştırma şirketleri IDC ve Bloomberg tarafından yapılan araştırmaya göre, bugüne dek Kanada genelinde en çok satılan akıllı telefon olan BlackBerry, tarihinde ilk kez ikinciliğe düştü. Yapılan araştırmaya göre Apple, geçen yıl Kanada genelinde toplam 2 milyon 850 bin iPhone satmayı başardı ve bu kulvarda birinci oldu. BlackBerry satışları ise 2 milyon 80 binde kaldı.

Şirketteki ekonomik ve teknik zorlukları aşmaya çalışan Research İn Motion;un sahipleri, Mike Lazaridis ve Jim Balsille, geçen ocak ayında şirket yönetiminden çekilerek yerlerine Thorsten Heins'i yeni RIM CEO'su ve Başkanı olarak atamışlardı. Hissedarlarının yüzünü pek de güldüremeyen RIM'in bu yılın ilk çeyreğine ait ekonomik verileri 29 Mart günü açıklanacak.